ABS Nedir, Nasıl Çalışır ?

ABS, kullanıldığı taşıtın kararlılığını, manevra ve durma yeteneğini artırabilen bir fren sistemidir.

Dört-tekerlek ABS, tekerlek kilitlenmesini önleyerek, sürücülere acil frenleme durumlarında kararlılık ve yön kontrolü sağlamaktadır. İlk kez 1936 yılında Almanya'da geliştirilen ve patenti alınan ABS, Almanca "antiblockiersystem." teriminden kısaltılmıştır ve İngilizcesi de benzer anlamdaki Anti-lock Brake System dir. ABS, her tekerleğin yakınında dönme hızını algılayarak tekerleklerin çekiş kaybettiği ve kilitlenmek üzere olduğunu algılayan sensörlere sahiptir. Elektronik kontrol ünitesi (ECU- Electronic Kontrol Unit) bu sinyalleri değerlendirerek, fren basıncını değiştirmek yoluyla tekerlek kilitlenmesini önleyen hidrolik kontrol ünitesine (HCU- Hydraulic Kontrol Unit) komutlar gönderir.

- ABS nasıl çalışır?

Sürücü dört-tekerlek ABS 'li bir taşıtın fren pedalına sertçe bastığında, sistem otomatik olarak fren basıncını dört tekerlekte düzenleyerek, tekerlek kilitlenmesini önlemek üzere her tekerleğin fren basıncını bağımsız olarak ayarlar. ABS, frenleri saniyede 18 defa kadar pompalayarak, sürücülere belirli ölçüde yönlendirme yeteneği kazandırmaktadır.

- Dört tekerlek ve iki arka tekerlek ABS'lerin farkı

Dört-tekerlek ABS, acil durma koşullarında taşıt kararlılık ve geliştirilmiş manevra yeteneğini sürdürmek için tasarlanmıştır. Dört-tekerlek ABS donatılmış bir taşıtta frenleme sistemi, dört tekerleğin her birinde tekerlek kilitlenmesini önleyerek, sürücüye geliştirilmiş yönlendirme kontrolü sağlamak için frenleme basıncını düzenler. Arka-tekerlek ABS ise, daha çok kamyonet, minibüs ve spor taşıtlarda görülmekte ve sadece arka tekerleklerin tekerlek kilitlenmesini önlemek için kullanılmaktadır. Bu sistem sürücüye doğrultu kararlılığını sürdürmek ve taşıtın arkasının yanlara kaymasını önlemekte yardımcı olmaktadır. Arka-tekerlek ABS sistemlerinde ön tekerleklerin hâlâ tıpkı geleneksel frenlerdeki gibi kilitlenme eğilimi vardır. Eğer kilitlenme olursa, sürücü fren pedal basıncını ön tekerleklerin tekrar dönmeye başlamasına yetecek kadar azaltmalıdır. Böylece sürücü taşıtı yönlendirebilir.

- ABS'nin çalıştığı nasıl anlaşılır?

ABS'lerin çoğunda sistemin etkin hale gelmesi sürücü tarafından anlaşılabilmektedir. Sürücü mekanik bir ses duyar ve bazı basınç dalgalanmalarını veya fren pedalının sertliğinin daha da arttığını hisseder. Gürültü işitildiğinde veya basınç dalgalanmaları hissedildiğinde, ayağın fren pedalında tutulması önemlidir. Sert basınç uygulamasına devam edilmelidir.

- ABS ile yapılması ve yapılmaması gerekenler


Uygun kullanılması halinde dört-tekerlek ABS güvenli ve etkin bir frenleme sistemidir. Maksimum güvenlik ve sistemin tüm avantajlarından yararlanmaları için, sürücülerin ABS sistemlerinin nasıl çalıştığını doğru olarak bilmeleri ve uygulamaları gerekmektedir. Bu kurallar aşağıda sıralanmıştır:

- Ayağınızı frenin üzerinde tutun

Yönlendirme yaparken dört-tekerlek ABS'nin uygun çalışmasını sürdürmek için fren üzerinde sert ve sürekli basıncı koruyun. Fren pedalı salınımlar yaparken bile frenipompalamaktan kaçının. Ancak, arka-tekerlek ABS ile donatılmış taşıtlarda, ön tekerleklerin geleneksel frenler gibi kilitlenme eğilimi vardır. Eğer kilitlenme olursa, sürücü taşıtı yönlendirebilmek için, fren pedal basıncını ön tekerleklerin tekrar dönmeye başlamasına yetecek kadar azaltmalıdır.

- Durmak için yeterli mesafe bırakın

İyi koşullarda öndeki taşıtlar üç saniye, kötü koşullarda daha fazla süre geriden takip edilmelidir.

- ABS ile sürüş pratiği yapın

ABS çalışırken meydana gelen basınç dalgalanmalarının nasıl hissedildiğini öğrenin. Acil frenleme yapmak için boş alanlar ve park yerleri uygun olabilir.

- Aracın kullanım kataloğuna bakın

ABS ile ilgili ilave sürüş bilgileri için aracın kataloğuna bakmayı ihmal etmeyin.

- ABS'li taşıtı çılgınca kullanmayın

ABS'li taşıt size virajları hızlı dönme, şeritleri ani değiştirme veya ani manevralar yapma hakkı vermez. Bu tür davranışlar ne uygun ne de güvenlidir.

- Frenleri pompalamayın

Dört tekerlek ABS'li taşıtlarda freni pompalamak, sistemi açıp kapatmaktadır. ABS frenleri sizin yerinize otomatik ve çok daha hızlı oranda pompalamakta ve iyi yön kontrolü sağlamaktadır.

- Direksiyonu unutmayın

Dört tekerlek ABS, acil frenleme durumunda sürücünün yön kontrolü yapmasını sağlar. Yönlendirme sırasında taşıt tam olarak duruncaya kadar, ayağınızı fren pedalına sertçe basılı olarak tutun. Ayağınızı fren pedalından ayırmayın zira bu ABS'yi ayırır. ABS ile frenleme sırasında yönlendirme yeteneğiniz olsa bile, taşıtınız kaygan yolda kuru yoldaki kadar keskin dönemeyebilir. Arka-tekerlek ABS'li taşıt kullanan sürücüler dikkatli ve sertçe fren yapmalı ve tekerleklerin kilitlenmeye başladığını hissettiklerinde, basıncı bir miktar azaltmalıdırlar.

- Mekanik gürültüler ve/veya küçük pedal titreşimlerinden paniklemeyin

ABS-donatılmış taşıtla fren yaparken meydana gelen mekanik gürültüler ve/veya küçük pedal titreşimlerinden paniklemeyin. Bu koşullar normaldir ve sürücünün ABS'nin çalıştığını anlamasını sağlar.

- ABS genellikle geleneksel frenlerden daha çabuk durdurur ancak, fizik kanunlarını değiştiremez

ABS genellikle ıslak yüzeylerde ve buzlu veya sertleşmiş kar kaplı yollarda iyi frenleme sağlayabilmektedir. Her ne kadar genellikle geleneksel sistemlerdeki sert frenlemede karşılaşılan tehlikeli tekerlek kilitlenmesi kadar olmasa da, kumlu çakıllı yollarda veya yeni yağmış kardaki frenlemede durma süreleri daha uzun olabilir

Araç Bakım Tablosu

15.000 - 45.000 - 75.000 veya 1 yıl sonunda (hangisine önce ulaşılırsa) Servis Ziyareti

- Motor yağı değişim
- Yağ filtresi değişim
- Cam yıkama suyu seviye kontrolleri
- Fren hidroliği seviye kontrolleri
- Takviyeli direksiyon yağı kontrolleri
- Silecek fırçaları durum kontrolleri
- Elektrik tertibatı (sinyalizasyon) durum kontrolleri
- Lastiklerin kontrolü
- Amortisör durum kontrolleri
- Ön fren balata kontrolü

30.000 Periyodik Bakım

- Motor yağı değişim
- Yağ filtresi değişim
- Hava filtresi değişim
- Bujilerin Değişimi
- Partikül filtresi değişim
- Cam yıkama suyu seviye kontrolleri
- Fren hidroliği seviye kontrolleri
- Takviyeli direksiyon yağı seviye kontrolleri
- Silecek fırçaları durum kontrolleri
- Elektrik tertibatı (sinyalizasyon) durum kontrolleri
- Lastiklerin kontrolü
- Amortisör durum kontrolleri
- Ön fren balata kontrol (gerekiyorsa değişim)

60.000 Genel Bakım

30.000 km Periyodik bakımda yapılan işlemlere ek olarak

- Egsantrik kayışı değişim
- Aksesuar kayışı değişim
- Benzin filtresi değişim

90.000 km Bakım

30.000 km Periyodik bakımda yapılan işlemlere ek olarak

- Fren hidroliği değişim (veya 4 yılda bir)

ALINTIDIR (RENAULT ARAÇLAR İÇİNDİR)

Genel Sürüş Teknikleri

A-) Sürüş pozisyonunda dikkat edilecekler Herhangi bir tehlike anında en çabuk tepkiyi verebilmek için doğru oturma pozisyonunu belirlemektir.

Herhangi bir tehlike anında en çabuk tepkiyi verebilmek için doğru oturma pozisyonunu belirlemektir.

Doğru bir oturma pozisyonu şu şekilde belirlenir:

1- Koltuk sırt ayarı yapılmalı : Koltuğa oturduğunuzda omuzlarınızın koltuk sırtıyla sıkı bağlantısı olmalı,sol ayaktan kuvvet alarak vücudun koltuk sırtlığına tamamen yapışması gerekir. Bu pozisyon alındıktan sonra ellerin direksiyon simidininin üst bölümünü kolaylıkla kavrayabileceği kadar koltuk ileri alınmalıdır. Aksi taktirde direksiyondan uzak kalınır. Bu pozisyon vücudun rahat hareket etmesine ve reaksiyon süresinin daha uzun sürmesine sebep olur, sert manevralarda da öne savrulmayı önler.

2- Ayakların pozisyonu : Sol ayağınız bacak ile düzgün bir açı oluşturacak şekilde döşemeye yerleştirilmeli. Debriyaj pedalına tam basıldığında sol bacak dizden biraz kırık olmalı. Bu konumda sürücü,vücudunu koltukta tutabilir ve fren pedalına gereken gücü tam olarak uygulayabilir. Herhangi bir kaza anında da bu pozisyon, bacağın yaralanma riskini en aza indirir. Bilek ve ayakların sürüşte birinci derecede önemli görevi vardır. Bilekler üç pedal üzerinde çalışırlar. Pedalların kullanımı sırasında topukların tabana dayanması zorunludur. Ayaklar pedallar arasında yer değiştirirken ayak kalkmadan, topuklar sağa sola hareket ettirilir. Vites değiştirildiğinde kullanılan sol ayak, dinlenme anında, debriyaj pedalının soluna yerleştirilir.

3- Koltuk yüksekliği ayarı : Koltuk yüksekliği iyi bir görüş sağlamak amacıyla en doğru pozisyonda ayarlanmalıdır. Sürücü, koltuğunu otomobilin önünü, caddeye ve önemli tüm göstergeleri görebileceği yükseklikte ayarlanmalıdır.

4- Direksiyon ayarı : Koltuğa oturulduğunda, direksiyon 9'u çeyrek geçe pozisyonunda tutulmalıdır. Yani sol el 9'u, sağ el ise 3'ü göstermelidir. Parmaklar direksiyonu kavramalı, bilek ve dirsekler hafif bir şekilde kırılarak direksiyona yakın bir pozisyon alınmalıdır.

B-) Virajlarda Dikkat edilecekler Ve Sürüş Teknikleri

Bu konuyu 4 ana başlıkta toplamak gerekir:

1- Virajları Doğru Almak için yapılması gerekenler
2- Önden Çekişli Otomobil Virajdayken neler yapılmalı?
3- Arkadan İtişili Otomobil Virajdayken neler yapılmalı?
4- Dört Çeker Otomobil Virajdayken neler yapılmalı?

1- Virajları Doğru Almak İçin Yapılması Gerekenler Viraja dıştan, yani sağa dönen virajlarda yolun soluna yanaşarak, sola dönen virajlarda ise yolun sağına yanaşarak dönmek esastır. Otomobili viraj içerisinde yavaşlatmak yerine, gerektiği kadar vitesle birlikte hız düşürülerek otomobilin lastikleri yere tam olarak tutunabilecek şekilde viraja mümkün olduğunca dıştan girilir. Yani, otomobil viraja daha girmeden yavaşlatılması tamamlanmış olmalı ve bu hız, şekilde "apex" olarak nitelenen virajın orta noktasındaki hız dahil, virajın tümündeki en düşük hız olmalıdır. Fren ancak viraja giriş noktasından önce otomobili yavaşlatma maksadıyla kullanılmalıdır, viraj içinde frene basılmaz.

Fren noktasından itibaren otomobil virajın içine yönlendirilerek apex'e kadar kontrollü bir şekilde gaz verilir (hız belirli bir miktarda artırılır). Orta noktada (apex'te) otomobile uygulanan merkezkaç kuvveti maksimumdadır. Bu nokta aynı zamanda virajın en içten dönüldüğü noktadır.

Virajın en iç konumunda bulunulan apex'te virajın uzak olan dış noktası hedeflenerek otomobil gaz verilir. Ancak gaz verirken otomobili kasmak ve lastikleri zorlamak yerine hem motorun daha çabuk hızlanması hem de lastiklerin soğuyabilmesi için bir an evvel düzelterek aracı gerektiği kadar dışa bırakmak gerekmektedir.

Otomobilin çekiş özellikleri farkı gözetilmeksizin, yapılması gereken tek bir şey vardır o da viraja girmeden önce yeterli yavaşlamanın sağlanmasıdır. Bir viraja girerken amaç; virajlara hızlı girmek değil o virajdan otomobile hasar vermeden tek parça çıkmak olmalıdır.

Otomobil hangi gruba dahil olursa olsun, viraja girmeden önce, yavaşlamayı dört tekerleğin de aynı istikamete baktığı zamanlarda gerçekleştirmeliyiz. Ayrıca ideal dönüş vitesini de frenle birlikte viraja girmeden önce seçmiş olmalıyız. Bu andan sonra, yani direksiyonu viraj yönüne çevirdikten sonra, iki elimizle direksiyonu sıkı sıkı tutarak, dengeli bir gaz koordinasyonu ile viraj içinde hızımızı apeks noktasına (virajın çıkış noktası) kadar sabit tutmaya çalışıp, daha sonra gaza yüklenebiliriz.

2- Önden Çekişli Otomobil Virajdayken Neler Yapılmalı? Önden çekişli bir otomobil ile ideal dönüş süratlerinin üstüne çıktığınızda, kafadan kayma eğilimi gösterir.

Hızımız daha önce belirttiğimiz ideal dönme hızının üstünde ise, önden çekişli otomobiller kafadan kaymaya başlar. Otomobili yolda tutmak için, bizim lift-off dediğimiz, ayağınızı çok kısa bir süre için gazdan kaldırarak tekrar basma işlemini yapmamız gerekir. Önden çekişli bir otomobili ancak bu şekilde yolda tutabiliriz.

3- Arkadan İtişli Otomobil Virajdayken Neler Yapılmalı? Arkadan itişli bir otomobil ise, ideal dönme süratinin üstünde bir hızla viraja girerse, viraja girerken kafadan, viraj çıkışında arkadan kaymaya başlar.

Arkadan itişli otomobilde ise olay çok farklı gelişir, otomobil kaymaya başladığında -ki bu kayma arkanın kopması şeklinde olur- otomobili tam ters istikamete çevirerek, yani kontra vererek dengeli veya gerekli ise tam gaz vererek yolda tutmaya çalışmalıyız. Bu arada her ne olursa olsun asla paniğe kapılıp ayağımızı gazdan çekmemeliyiz. Ayağımız asla frene gitmemeli, aksi halde telafisi imkansız sonuçlarla karşılaşabiliriz.

4- Dört Çeker Otomobil Virajdayken Neler Yapılmalı? Dört çeker bir otomobil, ideal dönüş süratinin üstünde bir hızla viraja girdiğinde, viraja girerken önden çekişli otomobil gibi davranır yani kafadan kayma eğilimi içindedir, viraj çıkışında ise arkadan itişli bir araç gibi arkadan kayar.

Dört çeker araçlarda, hem ön hem de arka tekerleklerin tahrik gücüne sahip olması nedeni ile virajda ön tekerleklerin dönüş istikametine çevrilmesinden sonra, arka tekerleklerin de itmesi sonucu otomobil önce kafadan kayar, sonra da dört teker birden yanlayarak kaymaya başlar. Ama dört çeker özelliği bütün bunlardan sonra ortaya çıkarak, otomobil ne kadar central kayarsa kaysın kendi imkanları ile yolda kalmayı başarır. Burada sürücünün ekstra bir beceri göstermesi gerekmez.

Dört çeker otomobiller, önce kafadan, sonra arkadan, daha sonra da central, yani tümden kaymaya başlar. Bu durumda otomobili dengeli gazla yolda tutmaya çalışmalıyız. Dört çekerlerde ayağınızı asla gazdan çekmeyin. Otomobil zaten kaydığı yere geri gelecek ve yola dönecektir. Dört çeker bir otomobil de diğerlerine kıyasla ayak gazdan kaldırılmadığında, sürücüye daha az iş düşer. Ancak ayağınızı gazdan kaldırdığınız anda dört çeker otomobiller diğer otomobillere oranla iki, hatta üç diferansiyel taşıdıkları için ve daha ağır olduklarından, ağırlık transferi daha yüksek kilolarda meydana gelir ve viraj içinde yapacağınız hatalar diğer otomobillerden çok daha tehlikeli sonuçlara yol açar. Dört çeker otomobilim var, her koşulda dönerim derseniz çok yanılırsınız. Dört çeker bir otomobilde kontrolu yitirdiğiniz zaman geri dönüş çok daha zor, hatta zaman zaman imkansız olacaktır.

Biz otomobillerin süratlerinden söz ederken, belirli limitler dahilinde konuşuyoruz, normal bir kayma anını düşünüyoruz. Bu limitlerin geçilmesinden sonra meydana gelecek kaymalarda, gaza bassanız da basmasanız da, ne yaparsanız yapın sonuç değişmez. Bizim belirttiğimiz olaylar, optimum hızın biraz üzerinde meydana gelen, kurtarılabilir kaymalar için geçerlidir.

C-) Yağmurlu Havalarda dikkat edilecekler ve sürüş teknikleri

Yağışlı hava ve yol koşullarında otomobil kullanmaktan çoğu kişi çekinir. Yağışın olumsuz etkisinin yanı sıra ülkemizdeki yolların durumu da sürücüyü zor durumda bırakır. Bu gibi sorunlarla baş edebilmek için bazı sürüş tekniklerine dikkat etmemiz gerekiyor.

Yağışlı havalarda asfalt ile lastikler arasında kalan suyun teşkil ettiği ara zemin otomobilin yol ile asfalt temasının kaybolmasına ve otomobilin suyun üzerinde kontrolsüz bir şekilde yüzmesine neden olabilir Bu durumda yapılacak ilk şey otomobili motor komprasyonundan kurtarmak yani debriyaja basmak olmalıdır. Bu durumda kesinlikle frene basılmamalı, otomobil asfalta tutunana kadar beklenmelidir.

Virajlarda Yapılması gerekenler Yağışlı havalarda viraj öncesi normal şartlardan daha evvel yavaşlanması gerekir. Ayrıca virajı dönerken sürat normal koşullardakinin en az yarısına indirilmelidir. Viraj içinde kesinlikle frene basılmayacağını da unutmamamız gerekir. Bunlar sizi muhtemel kaza riskinden uzaklaştırır.

D-) Karlı Havalarada Dikkat Edilecekler Ve Sürüş Teknikleri

Karlı ve buzlu yollarda yapmanız gerekenler;

Mecbur kalmadıkça aracınızla bu tür hava şartlarında yola çıkmayın. Siz ne kadar tedbir alırsanız alın, sizden başka sürücüler aynı duyarlılığı göstermeyebilir.

Eğer aracınızla çıkmanız şartsa geceden uygun bir yere park edin. Park ettiğiniz yer bir rampanın bitimi olmasın, sabah rampa buz tutmuş olabilir ve zorlanabilirsiniz. Aracınızın camlarını ve dış dikiz aynalarını mutlaka kardan ve buzdan arındırın. Kar ve buz görüşünüzü engelleyeceği gibi özellikle ön camda sileceğin hareketlerini engeller ve dikkatinizin dağılmasına neden olur.

Motoru çalıştırdıktan sonra tam olarak ısınmasını bekleyin. Kış şartlarında soğuk motor problem yaratabilir.

Aracın kaloriferini açarak iç mekanın ısınmasını sağlayın. Aracın iç ısısı uygun sıcaklığa gelince aracınızı hareket ettirin. Yeterli sıcaklık sağlanmadan yola çıktığınızda mont, manto benzeri kalın giysilerinizi çıkartmak istemeyebilirsiniz. Kalın kıyafetler manevra kabiliyetinizi azaltacağından, tehlike yaratabilir.

Camları da kalorifer yardımı ile ısıtarak buğu yapmasını engelleyin.

Kar ve buzda en önemlisi lastiklerdir.Karlı ve buzlu yollarda normal bir lastikle ancak donanımlı 4 tekerlekten çekişli arazi araçları yol alabilir. Türk sürücüler tarafından araçların lastikleri her zaman geri plana atılır. Aslında en önemli nokta en son akla gelir. Çekiş kadar fren için lastikler çok önemlidir. Bu yüzden karda ve buzlu yollarda araçla inatlaşmak yerine gerekenleri yapmak yeterli olacaktır.

Karlı ve buzlu havalarda güvenli bir sürüş için lastiklerle ilgili farklı yöntemler izleyebiliriz.Bunlarda aşağıdaki şeçeneklerdir;

a-) Lastik hava basınçları: Bir çok sürücü kar yağmaya başladığında lastiklerdeki hava basıncı ile oynar. Lastik hava basıncını azaltmak veya artırmak size bir avantaj sağlamaz. Lastik havasını azalttığınız zaman lastik tabanında yük yanaklara doğru biner ve jant lastiği kesmeye başlar.

Lastik havasını artırdığınızda ise lastiğin dişleri gerektiğinden fazla açılır ve daha çok patinaja düşülür ve çekiş azalır.

b-) Patinaj zincirleri: Zincir, çivili lastik ve diğer yöntemlere göre daha ucuzdur ve bulunabilirliği daha kolaydır. Hammaddesi çeliktir. Patinaj zincirinin fiyatları marka ve ebatlara göre değişir. Normal şartlarda zincir binek otomobiller için 30-60 milyon liradan satılıyor. Fakat şu an bir takım zincirin fiyatı 90-120 milyon liraya kadar yükseldi.

c-) Kar paletleri: Lastiklere takılan kar paleti zincirden daha pratiktir ancak daha pahalıdır. Palet plastik malzemeden yapılmıştır. Bir mekanizma yardımı ile jantın göbeğine takılır ve lastiğin etrafını çevreler. Kar paletleri 150-300 milyon lira arasında değişen fiyatlara sahip.

d-) Çivili lastik: Çivili lastikler, karlı ve buzlu zeminlerde kullanılır ve diğer lastiklere göre iyi çekiş ve tutunma sağlar ve fren mesafesini azaltır. Tabanına özel çivilerin çakılabilmesi için çivi yuvaları bulunur. Bu lastiklerin kuru veya ıslak zeminde kullanılması sakıncalıdır. Kuru zeminde çiviler fırlayabilir, kırılabilir veya asfalta zarar verebilir. Çivilerin uzman kişiler tarafından çivi tabancasıyla çakılması gerekir. Eksik sayıda veya dengesiz çivi çakılması lastiğe zarar verir, konforu düşürür ve sürüş güvenliğini olumsuz yönde etkiler.

Lastik tabanından çıkan çivi yüksekliğinin 1 ile 2.5 mm arasında olması gerekir. Çiviler genellikle çelik ve alüminyumdan üretilir. Ancak son zamanlarda kauçuk ve sentetik fiberden de çiviler üretiliyor. Lastiğe çakılan çiviler balans problemine neden olduğu için hafif çivilerin (1.1 gr) kullanılması öneriliyor. Ayrıca çivi çakılmış lastikle yüksek hız yapılmaması tavsiye ediliyor. Firmaların bu lastikler için belirlediği sınırların üstüne çıkmamak ve 100 km/s'lik hızların üstünde seyretmemek gerekiyor.

e-) Kış lastikleri: Kış lastikleri genellikle sıcaklık 7 ºC derecenin altına düştüğünde kullanılır. Ancak bunun için sadece kar yağması gerekmez. Sırt yapısı, karışımı ve yüzeydeki kılcal kanallı yapısı sayesinde kış lastikleri ıslak zeminde de iyi sonuçlar veriyor. Genellikle 8 mm'lik diş derinliği bulunan bu tip lastikler, ilk takıldığında yüzde 100 oranında su atımı yapabilir.

Derinlik 1.6 mm'ye ulaştığında bu oran yüzde 13.8'e kadar düşer. Üreticiler bu rakama gelindiğinde lastiklerin değişmesi gerektiğini söylüyor.

E-) Uzun Yolculukta Dikkat Edilecekler Ve Sürüş Teknikleri

Uzun yola çıkacak olan sürücülere öneriler Seyahatin hava ve yol şartlarına göre çok iyi planlanması gerekir. Trafiğin yoğun olduğu dönemlerde, görüşün kısıtlandığı yol, hava gibi etkenlerin sizi yavaşlamaya zorladığı şartlarda sabırsızlık ön plana çıkar. Beş saatte gitmeyi planladığınız bir yere yedi saatte varamazsanız, sabırsızlık başlar. Ve o andan itibaren sürücü hatalı sollamalar, yüksek süratlerle kendini riske atar, tehlikeler baş gösterir. Sabırsızlık ve ulaşılmak istenen yere bir an önce varma çabası ile yapılan aşırı hız ve hatalı sollamalar, ölümcül kazaların başlıca sebepleridir.

Yolculuk tatilin bir parçası olarak görülmelidir. Yol güzergahındaki doğal ve tarihi güzellikleri de programımıza katın. Gereksiz yere geç kalma telaşı yaşamayın. Programınızda gecikmeler olması beklenmelidir. Güvenliği riske edecek herhangi bir davranışta kesinlikle bulunmamak gerekiyor.

Eşyaların araca kesinlikle görüşü kısıtlamayacak şekilde yüklenmesi gerekir. Seyahate giderken aklımıza gelen her şeyi (tencere, tava) araca öyle bir doldururuz ki, görüş tamamen kısıtlanır. Arka camlar, yan camlar kapanır. Oysa görüşün kesinlikle kısıtlanmaması lazım. Aracın içindeki eşyaların, ani fren ya da çarpışma anında yolculara doğru hareket etmeyecek şekilde yerleştirilmesi gerekir. Çünkü araç durduğunda bile içindeki eşyalar aynı hızla hareket etmeye devam eder ve yolculara çarpabilir. Böyle olunca bir konserve kutusu bile insanı öldürebilir.

Hava yastıkları varsa, yastıkla yolcu arasında hiçbir sert cisim bulundurulmamalı. Koltuk kafalıklarının ve emniyet kemerlerinin doğru olarak ayarlanması gerekir.

Araçta eksiksiz bir ilk yardım çantasının bulunması şarttır.

Araçta çalışır durumda bir yangın söndürme cihazının da bulundurulması son derece önemlidir.

Güvenlikten hiçbir şekilde ödün vermeyin. Arkada oturanlar ve çocuklar da dahil olmak üzere emniyet kemerleriniz bağlı olmadan kesinlikle hareket etmeyin. Koltuk başlıklarını mutlaka başınıza göre ayarlayın.

Su, büskivi, güneş gözlüğü gibi sürücünün yolculuk esnasında ihtiyaç duyabileceği her şey araçta hazır bulundurulmalıdır.

Sıkan, hareketleri kısıtlayan giysiler, ayakkabılar giyilmemeli. Rahat giysiler tercih edilmelidir.

Acil bir duruma düşmemek için tehlikeyi önceden görün, tanımlayın ve sakın içine düşmeyin.

Görün ve görülün. Camlar, aynalar ve ışık donanımını temiz tutun. Daha iyi görülmek ve daha erken fark edilmek için gündüzleri de kısa farlarınızı yakın. Unutmayın ki, en ölümcül kazalar gündüzleri, güneşli günlerde ve düz yol kesimlerinde oluşur.

Sık sık mola vermek hem ihtiyaçları giderme, hem de yorgunluğu bölme açısından önemlidir. Ayrıca kan dolaşımının sağlanması için de gerekli. Normal şartlar altında iki saatte bir mola verilmesi gerekir. Ancak yorgunluğun başladığı an bunun dışında tutulur. Yorgunluğun saati yoktur. Bir sürücünün yolculuk esnasında aniden uykusu gelebilir. Sürücü yorgunluk hissettiği anda tereddüt dahi etmeden hemen yavaşlayıp, uygun bir yer bulup dinlenmeli, uyumalı.

Yolculukta sürücü ve yolcular yediklerine dikkat etmeli. Az yemek yemek gerekir ve bilhassa kuru yemekler tercih edilmelidir. Çünkü ağır yemekler hem sürücü hem yolcularda uyku yapar, uyuşukluğu başlatır.

Düz yolları hafife almamak, tam aksine tehlikeli görmek lazım. Hem sürat yapıldığı için, hem de düz ve uzun yolda monotonluğun sürücünün konstanrasyonunu kaybettirmesine neden olduğu için düz yollar tehlikelidir. Hava, yol şartlarına göre virajlı ya da yokuş yukarı, aşağı bir yolda uyuyamazsınız. Ama düz yolda konsantrasyon çok kolay dağılabilir.

Yola çıkacağınız vasıtanızda, lastiklerinizin en az 2 mm. diş derinliğine sahip olduğuna, hasarsız ve havalarının tam olmasına dikkat edin.

Uzun yolda sürücünün dikkatinin dağılmaması için yolculara düşen görevler nelerdir? Seyahate çocuklarla beraber çıkılacaksa onların sıkılmamaları için iyi bir plan yapılması gerekir. Ancak çocukların eline yolculuk esnasında oynamaları için top, tabanca gibi oyuncaklar verilmemeli. Aksi takdirde sürücünün dikkati dağılabilir.

Çocuk ağlaması, tartışma, ciddi bir konu hakkında konuşmak, haberleri dinlemek, yüksek sesli müzik gibi etkenler sürücünün konsantrasyonunu çok çabuk dağıtır. Bunlara mahal verilmemelidir.

Yolcular "Şuraya bak ne güzel" gibi ani ses ve hareketlerden kaçınmalılıdr. Araba kullanmak ciddiye alınmalı. Otomobilin kabinini çok ciddi bir işin yapıldığı bir mekan olarak görmek lazım. Çünkü bu hayat meselesi. Orası ne çocukların oyun odası ne de hanımların yemek yaptıkları bir yerdir.

Sürücü gereğinden fazla hız yapmaya başlarsa yolcular onu hiç çekinmeden kararlı bir ses tonuyla ikaz etmeli.
     
Tekin Otomotiv @ Copyright 2007 - 2013